Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yolcu otobüsü devrildi
Dünyaİsrail'in işgal altında tuttuğu bölgelerdeki Hristiyanlar, hükümetin ve aşırı sağcı grupların hedefindeHristiyan toplumu, sistematik tükürme eylemlerinden kutsal sembollerin parçalanmasına, mezarlıkların tahrip edilmesinden kilise duvarlarına yazılan ırkçı yazılara kadar çok boyutlu bir taciz dalgasıyla karşı karşıya bulunuyor.Muhammet Nazım Taşcı21 Nisan 2026•Güncelleme: 21 Nisan 2026Fotoğraflar: Ali Jadallah / AAİstanbul
İsrail’in soykırım uyguladığı Gazze Şeridi, işgal altında tuttuğu Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Lübnan’ın güneyinde yaşayan Hristiyan toplumu, İsrail hükümetinin ve aşırı sağcı grupların artan fiziki saldırıları, mülke zarar verme eylemleri ve kutsal mekanları kundaklama girişimleri nedeniyle tarihsel bir varoluş tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.
İsrail'in Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttuğu beldelerden Deyr Seryan'da 19 Nisan'da bir İsrail askeri, Hazreti İsa'yı simgeleyen heykeli parçaladı.
Söz konusu eylem Hristiyan toplumdan tepki çekerken, bu durum İsrail'in ve işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Hristiyanlara ve kiliselere saldırılarını gündeme getirdi.
AA muhabiri, İsrail ordusunun soykırım uyguladığı Gazze Şeridi başta olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Lübnan’ın güneyinde İsrail'in ve aşırı sağcıların, Hristiyanlara yönelik saldırılarını derledi.
Rossing Eğitim ve Diyalog Merkezi verilerine göre, 2024 yılında İsrail'in bölgedeki Hristiyanlara karşı, 46'sı fiziksel saldırı olmak üzere 111 nefret suçu kaydedildi.
2025'te en az 181 olay yaşanırken, Hristiyanlara taciz vakalarında önceki yıla göre yüzde 63'lük bir artış görüldü.
Yalnızca 2025'te, Hristiyan din görevlilerine yönelik darp, itme ve biber gazı kullanımını içeren 61 fiziksel saldırı rapor edildi.
Tükürme, Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde kaydedilen tüm olayların yüzde 60 ile en yaygın taciz biçimi. Bunu yüzde 18 ile hakaret ve tehditler, yüzde 12 ile de Hristiyan dini sembollerine verilen zararlar izliyor. Fiziksel şiddet, vakaların yüzde 5'ini teşkil ediyor.
Bölgedeki vakaların yüzde 83'ü Doğu Kudüs'te gerçekleşti. Bu saldırıların önemli bir kısmı (yüzde 43) Doğu Kudüs'teki Ermeni Mahallesi'ni ve Ermeni Patrikhanesi'ni hedef alıyor.
Özellikle Sion Dağı (Hristiyan) ve Ermeni Mahallesi gibi bölgelerde görev yapan din adamları, tacizlerin günlük hayatın bir parçası haline gelmesi nedeniyle dışarı çıkmanın neredeyse "kesin bir kötü muamele riski taşıdığını" ifade ediyor.
Ayrıca toplumsal tutumlara yönelik Eylül 2024'te yapılan bir anket, Yahudi İsraillilerin yüzde 70'inin Hristiyan kuruluşların mülk edinmesine karşı olduğunu, Yahudi okullarında Hristiyanlık öğretilmesini destekleyenlerin oranının ise yalnızca yüzde 38'de kaldığını ortaya koydu.
İsrail'deki Hristiyan toplumu, sistematik tükürme eylemlerinden kutsal sembollerin parçalanmasına, mezarlıkların tahrip edilmesinden kilise duvarlarına yazılan ırkçı yazılara kadar çok boyutlu bir taciz dalgasıyla karşı karşıya bulunuyor.
Kudüs'teki Dünya Kiliseler Konseyi (WCC) Kudüs Koordinatörü Youssef Daher, 3 Ekim 2023'te AA muhabirine yaptığı açıklamada, hükümetin eylemsizliği nedeniyle Hristiyanların İsrailli aşırı gruplar tarafından "zulme" maruz kaldığını belirterek, "Topluluğumuza ve dinimize yönelik bir zulüm hissediyoruz." ifadelerini kullandı.
Hristiyanlar, aşırılık yanlısı Yahudiler tarafından çoğunlukla polis tarafından engellenmeyen saldırılarla karşılaşıyor.
Hristiyan kurumları ve din adamları, İsrail makamlarını, işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarını cezasız bırakmakla suçluyor.
İsrail'in Haaretz gazetesi, 2021'de yayınladığı bir haberinde, İsrail polisinin, 2018-2020 yıllarında cami ve kiliselere yönelik "nefret suçu" davalarıyla ilgili 10 soruşturmadan 9’unu "faillerinin tespit edilemediği" gerekçesiyle kapattığını yazdı.
Hristiyanlara saldırılar daha çok "hakaret amaçlı tükürme" ve "fiziki şiddet" şeklinde gerçekleşiyor. Fanatik Yahudiler, Filistinlilere ve yabancı Hıristiyanlara yönelik tükürme eylemlerinde bulunuyor. Bazı Yahudiler bunu "bereket getiren eski bir Yahudi geleneği" olarak kabul ederken bir kısmı da bunu "Yahudi kanunlarıyla hiçbir ilgisi olmayan bir eylem" şeklinde nitelendiriyor.
Saldırılara maruz kalanlar, çete halinde gezen, hakaret ve aşağılama amaçlı saldırılar gerçekleştiren fanatik Yahudilere karşı çıkmaya da çekiniyor. Tepki gösterenler ya fiziki şiddet ya da göz yaşartıcı gaz saldırılarına uğruyor.
Yine Hristiyanlara ait mezar taşlarının ve buradaki haçların tahrip edilmesi ve kilise duvarlarına ırkçı sloganlar yazılması da sık sık tekrarlanıyor.
Hristiyanlara yönelik saldırıların, aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimler tarafından cesaretlendirildiğini belirtiliyor.
Gazze Şeridi'nde yüzyıllardır ibadet ve farklı dinlerin barış içinde bir arada yaşamasının sembolü olan tarihi kiliseler, İsrail ordusunun Ekim 2023'ten beri Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırımda defalarca hedef alındı.
Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi, ABD desteğini arkasına alan İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki 3 büyük kilise olan Kutsal Aile, Aziz Porphyrius ve Baptist kiliselerini birden fazla kez hedef aldığını bildirdi.
İsrail, 10 Ekim ve 19 Ekim 2023'te Gazze'de sivillerin sığındığı tarihi Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi'ne saldırdı. Gazze'de yerinden edilmiş yüzlerce Hristiyan'ın sığındığı kilise, İsrail bombardımanları sonucu yıkıldı. Saldırılarda, kiliseye sığınan Gazzeli Hristiyanlardan 18'i yaşamını yitirdi.
Kudüs'teki Anglikan Kilisesi'ne bağlı mabet, Gazze kentinin güneyindeki Zeytun Mahallesi'nde yer alıyor. Beşinci yüzyılda inşa edilen Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi, "dünyanın en eski üçüncü kilisesi" olarak biliniyor.